Reiki - Çakra -Meditasyon
Reiki, şifa ve ruhsal çalışma tekniklerine dayanan binlerce yıllık bir öğretidir. Kaynağı Tibet olduğu sanılan bir uygulamadır. Oldukça kolay, herkes tarafından öğrenilebilen bir tekniktir.
Kanji Japonca’sı olan iki kelimeden oluşur. Rei: her yerde var olan – Ki: ruhsal yaşam enerjisi demektir. Tam sözlük anlamı olarak çevirdiğimizde “her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi” demektir.
Reiki üstatlarından bayan Takata “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme etmiştir. Çoğunluğun kabul ettiği tanım budur.
Reiki, doğası gereği ruhsal bir çalışma olmasına rağmen, hiçbir dine ya da inanca bağlı değildir. Uygulaması çok güçlü olan ruhsal bir deneyimdir. Aynı zamanda, uygulayıcılarda psişik duyuları güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar.
Reiki’yi öğrenmek kişinin entelektüel kapasitesine bağlı değildir. Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon denilen bir yöntemle kolaylıkla aktarılır. Uzun süren uygulamalar ya da değişik ruh halleri gerektirmez. Reiki, kişinin yeteneklerine dayanmayan, şifanın saf halidir. Bu nedenle herkes kolaylıkla öğrenebilir. Uygulama bir kere öğrenildikten sonra ömür boyu kullanılabilir. Hem kendinize hem başkalarına kullanılabilir olması avantajlarından biridir.
Alternatif Tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen alternatif bir tıp yöntemi değildir. Tıbbi müdahalelerin yerine geçmez. Yardımcı bir yöntemdir. Tedavilerdeki yan tesirleri azaltarak sonuçların olumlu gelişmesine katkıda bulunur. Ağrı ve stresi azaltarak pozitif bir forma girmenizi sağlar. Hiçbir zaman zarar vermez. Uygulanan insanın ihtiyaçlarına göre yarar sağlar.
REİKİ EĞİTİMİ
Reiki eğitimi öncelikle bu eğitimden geçmiş olan öğretmenler tarafından verilir. Eğitimler üç aşamalıdır.
1. aşamasında kendinize ve bir başkasına uygulamayı öğrenirsiniz. Reiki’nin detaylı tarihçesi, uygulamanın nasıl yapılacağı, standart el pozisyonları gibi bilgiler bu aşamada verilir.
2. aşamasında daha derin mental çalışmalar yapabilir ve enerjiyi uzağa aktarabilirsiniz. Burada Reiki’nin sembolleri vardır. Bu sembollerle nasıl çalışılacağı öğretilir. Bu aşama, 1. aşamadan üç ay sonra verilir.
3. aşama öğretmenlik aşamasıdır. Bu aşama uzun süren bir aşamadır. Reiki öğretmeni olabilmek için gereken koşullara uyulması gerekir. Ortalama 1-2 yıl süren bir çalışma gerektirir.
Eğitime katılmak için uzun süren meditasyon vs. gibi teknikler uygulamış olmanız ya da özel yeteneklere sahip olmanız gerekmez.
Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon adı verilen bir teknikle bu enerjinin aktarımı yapılır ve belli bazı kanalların açılmasıyla başlatılır.
Bir kez bu aktarım yapıldıktan sonra ömrünüzün geri kalan kısmında bu enerjiyi kullanabilirsiniz.
(hurriyet com tr den alıntıdır)
ÇAKRA Nedir?
Sanskritçe’den dilimize geçmiş olan çakra kelimesi, sözlük anlamıyla tekerlek ya da çark anlamına gelmektedir. Yoga bağlamında ise daha çok girdap ya da çevrinti anlamında kullanılmaktadır. Lotus adıyla da bilinen çakralar bedenin belirli bölgelerinde bulunan enerji merkezleri olarak tanımlanabilir.
Son yıllarda ‘enerji’ sözcüğünü günlük yaşamda sıkça kullanmaya başladık. Peki, aslında nedir enerji dediğimiz? Enerji, maddede var olan, ısı ve ışık biçiminde ortaya çıkan güç demektir. Bedendeki enerji ise, organların çalışabilmesi ve beden ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin öğelerinin oluşturduğu güçtür. Örneğin, yürümek, konuşmak, ısınmak ve düşünmek enerji gerektirir. Fakat bu enerjiyi göremediğimiz için anlamakta güçlük çekeriz.
Doğrudan ölçülemeyen bir değer olan enerji, türüne göre farklı hesaplamalarla bulunabilir. Günümüzde bedendeki kimi enerji değerlerini ölçebilen makineler geliştirilmiştir. Örneğin, bilgisayarlı tomografi (CAT) ya da manyetik rezonans görüntüleme (MR) bunlar arasında sayılabilir. Fakat bunlar ancak belirli değerleri ölçebilir. Henüz bedendeki tüm enerji değerlerini gösteren (genel kabul görmüş) makineler bulunmamaktadır.
Yogada bahsedilen enerji, hayat enerjisidir ve tüm varlıklarda bulunur. Bedenimizde hareket ettiğinde varlığımızın tüm yönleriyle (fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal) ilişki halindedir. Çakra ise, enerjinin devridaim ettiği (tam ve sürekli dönüş, dolaşım halinde olduğu) merkez bölgedir.
Bedende pek çok çakra bulunmasına karşın 7 ana çakra merkezi vardır. Bunlar enerji akışının sağlandığı, omurga boyunca sıralanmış ana merkezlerdir. Enerji akışı doğru sağlanmadığında, o bölgede çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Çakralar gözle görünmez olmalarına karşın kendilerini kişideki etkileriyle ortaya koyar ve somutlaştırır.
Çakralar her ne kadar ruhsal enerji girdapları olarak tanımlansa da fiziksel bedendeki belirli merkezlerle ilişkilidir. Daire biçiminde ve hareket halinde bulunan çakraları daha iyi kavrayabilmek için öncelikle bedendeki bağlantılarını anlamak yardımcı olabilir. Çakralar omurga üzerindeki çeşitli bölgelerle ilişkili merkezlerdir. Omurların üst üste sıralanmasıyla oluşan omurga kanalı, bir çeşit geçit oluşturur. Bu kanalın tüm yüzeyleri omur içi sinir ağı adı verilen duyu sinirlerinden oluşmaktadır.
Sinir ağını bir telefon şebekesine benzetebiliriz. Bu ağ sayesinde beyinden alınan mesajlar bedenin çeşitli kısımlarına dağıtılır. Aynı şekilde bedenin herhangi bir yerinde oluşan his de beyne iletilir. Böylece, örneğin beyinden mesajı alan kaslar sayesinde yürüme eylemi gerçekleşir, duyu yolu ile parmağımıza batan iğnenin acısını hissederiz. İşte çakralar bu sinir ağı ile ilişkili yerlerdir ve yogada nadilere karşılık gelir. Nadiler tıpkı sinirler gibi çalışan fakat daha farklı işlevleri olan kanallardır. (Nadiler hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız)
Çakralar, duyular yoluyla algılanamadığı için pek çok kişi tarafından varlığı kabul edilmemektedir. Diğer taraftan, çakraların varlığını kabul eden/deneyim yoluyla fark eden kimseler arasında da farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Örneğin, çakralar sinir ağı ya da salgı bezleri olarak görece bilimsel temele dayandırılarak tanımlanırken, bir başka tanımlama tamamen ruhsal açıklamalarla yapılabilir. Temelde aynı kavramdan bahsediliyor olsa da bakış açıları ve kültürel farklılıklar nedeniyle tanımlamalar da değişiklik göstermektedir. Bunun bir başka nedeni de, duyular haricinde elde edilen (deneyimlenen) bilginin kelimelere dökülmesindeki zorluktur. Yoga, deneyim üzerine kurulu bir sistemdir ve bu sebeple de sözcükler yoluyla anlatımı her zaman yetersiz kalır.
Çakraların değişik kültürlerde farklı şekillerde sembolize edildiğinden ve önemli olanın kişinin kendi deneyimi olduğundan bahsettik. Burada, çakraların yoga bağlamındaki sembollerinden ve yöntemlerinden bahsetmekteyiz. Pek çok Hint sisteminde olduğu gibi yogada da çakralar lotus çiçeğiyle sembolize edilir. Bu çiçeğin temsili olarak kullanılması anlamlıdır; kişinin tinsel yaşamdaki evrelerini sembolü olan lotusun varoluşu da bu evrelerle benzerlikler taşır: Çiçeğin tıpkı çamurda doğup, suda büyüyerek güneş ışığına ve havaya ulaşması gibi, kişinin bilgisizlikten çıkıp kendi istek ve çabasıyla aydınlanmaya varması bu şekilde simgelenmiştir.
Çakra sıralaması aşağıdan yukarı doğrudur. Çeşitli renklerle ve sembollerle betimlenir. Kimi sistemlerde gül ile simgelense de burada, lotus sembolüne yer verildi. Her bir ana çakra belirli bir renkte ve belirli sayıda taç yaprak ile temsil edilir.
(yoga rehberi com dan alıntıdır)
MEDİTASYON Nedir? Nasıl Yapılır?
Kanji Japonca’sı olan iki kelimeden oluşur. Rei: her yerde var olan – Ki: ruhsal yaşam enerjisi demektir. Tam sözlük anlamı olarak çevirdiğimizde “her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi” demektir.
Reiki üstatlarından bayan Takata “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme etmiştir. Çoğunluğun kabul ettiği tanım budur.
Reiki, doğası gereği ruhsal bir çalışma olmasına rağmen, hiçbir dine ya da inanca bağlı değildir. Uygulaması çok güçlü olan ruhsal bir deneyimdir. Aynı zamanda, uygulayıcılarda psişik duyuları güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar.
Reiki’yi öğrenmek kişinin entelektüel kapasitesine bağlı değildir. Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon denilen bir yöntemle kolaylıkla aktarılır. Uzun süren uygulamalar ya da değişik ruh halleri gerektirmez. Reiki, kişinin yeteneklerine dayanmayan, şifanın saf halidir. Bu nedenle herkes kolaylıkla öğrenebilir. Uygulama bir kere öğrenildikten sonra ömür boyu kullanılabilir. Hem kendinize hem başkalarına kullanılabilir olması avantajlarından biridir.
Alternatif Tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen alternatif bir tıp yöntemi değildir. Tıbbi müdahalelerin yerine geçmez. Yardımcı bir yöntemdir. Tedavilerdeki yan tesirleri azaltarak sonuçların olumlu gelişmesine katkıda bulunur. Ağrı ve stresi azaltarak pozitif bir forma girmenizi sağlar. Hiçbir zaman zarar vermez. Uygulanan insanın ihtiyaçlarına göre yarar sağlar.
REİKİ EĞİTİMİ
Reiki eğitimi öncelikle bu eğitimden geçmiş olan öğretmenler tarafından verilir. Eğitimler üç aşamalıdır.
1. aşamasında kendinize ve bir başkasına uygulamayı öğrenirsiniz. Reiki’nin detaylı tarihçesi, uygulamanın nasıl yapılacağı, standart el pozisyonları gibi bilgiler bu aşamada verilir.
2. aşamasında daha derin mental çalışmalar yapabilir ve enerjiyi uzağa aktarabilirsiniz. Burada Reiki’nin sembolleri vardır. Bu sembollerle nasıl çalışılacağı öğretilir. Bu aşama, 1. aşamadan üç ay sonra verilir.
3. aşama öğretmenlik aşamasıdır. Bu aşama uzun süren bir aşamadır. Reiki öğretmeni olabilmek için gereken koşullara uyulması gerekir. Ortalama 1-2 yıl süren bir çalışma gerektirir.
Eğitime katılmak için uzun süren meditasyon vs. gibi teknikler uygulamış olmanız ya da özel yeteneklere sahip olmanız gerekmez.
Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon adı verilen bir teknikle bu enerjinin aktarımı yapılır ve belli bazı kanalların açılmasıyla başlatılır.
Bir kez bu aktarım yapıldıktan sonra ömrünüzün geri kalan kısmında bu enerjiyi kullanabilirsiniz.
(hurriyet com tr den alıntıdır)
ÇAKRA Nedir?
Sanskritçe’den dilimize geçmiş olan çakra kelimesi, sözlük anlamıyla tekerlek ya da çark anlamına gelmektedir. Yoga bağlamında ise daha çok girdap ya da çevrinti anlamında kullanılmaktadır. Lotus adıyla da bilinen çakralar bedenin belirli bölgelerinde bulunan enerji merkezleri olarak tanımlanabilir.
Son yıllarda ‘enerji’ sözcüğünü günlük yaşamda sıkça kullanmaya başladık. Peki, aslında nedir enerji dediğimiz? Enerji, maddede var olan, ısı ve ışık biçiminde ortaya çıkan güç demektir. Bedendeki enerji ise, organların çalışabilmesi ve beden ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin öğelerinin oluşturduğu güçtür. Örneğin, yürümek, konuşmak, ısınmak ve düşünmek enerji gerektirir. Fakat bu enerjiyi göremediğimiz için anlamakta güçlük çekeriz.
Doğrudan ölçülemeyen bir değer olan enerji, türüne göre farklı hesaplamalarla bulunabilir. Günümüzde bedendeki kimi enerji değerlerini ölçebilen makineler geliştirilmiştir. Örneğin, bilgisayarlı tomografi (CAT) ya da manyetik rezonans görüntüleme (MR) bunlar arasında sayılabilir. Fakat bunlar ancak belirli değerleri ölçebilir. Henüz bedendeki tüm enerji değerlerini gösteren (genel kabul görmüş) makineler bulunmamaktadır.
Yogada bahsedilen enerji, hayat enerjisidir ve tüm varlıklarda bulunur. Bedenimizde hareket ettiğinde varlığımızın tüm yönleriyle (fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal) ilişki halindedir. Çakra ise, enerjinin devridaim ettiği (tam ve sürekli dönüş, dolaşım halinde olduğu) merkez bölgedir.
Bedende pek çok çakra bulunmasına karşın 7 ana çakra merkezi vardır. Bunlar enerji akışının sağlandığı, omurga boyunca sıralanmış ana merkezlerdir. Enerji akışı doğru sağlanmadığında, o bölgede çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Çakralar gözle görünmez olmalarına karşın kendilerini kişideki etkileriyle ortaya koyar ve somutlaştırır.
Çakralar her ne kadar ruhsal enerji girdapları olarak tanımlansa da fiziksel bedendeki belirli merkezlerle ilişkilidir. Daire biçiminde ve hareket halinde bulunan çakraları daha iyi kavrayabilmek için öncelikle bedendeki bağlantılarını anlamak yardımcı olabilir. Çakralar omurga üzerindeki çeşitli bölgelerle ilişkili merkezlerdir. Omurların üst üste sıralanmasıyla oluşan omurga kanalı, bir çeşit geçit oluşturur. Bu kanalın tüm yüzeyleri omur içi sinir ağı adı verilen duyu sinirlerinden oluşmaktadır.
Sinir ağını bir telefon şebekesine benzetebiliriz. Bu ağ sayesinde beyinden alınan mesajlar bedenin çeşitli kısımlarına dağıtılır. Aynı şekilde bedenin herhangi bir yerinde oluşan his de beyne iletilir. Böylece, örneğin beyinden mesajı alan kaslar sayesinde yürüme eylemi gerçekleşir, duyu yolu ile parmağımıza batan iğnenin acısını hissederiz. İşte çakralar bu sinir ağı ile ilişkili yerlerdir ve yogada nadilere karşılık gelir. Nadiler tıpkı sinirler gibi çalışan fakat daha farklı işlevleri olan kanallardır. (Nadiler hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız)
Çakralar, duyular yoluyla algılanamadığı için pek çok kişi tarafından varlığı kabul edilmemektedir. Diğer taraftan, çakraların varlığını kabul eden/deneyim yoluyla fark eden kimseler arasında da farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Örneğin, çakralar sinir ağı ya da salgı bezleri olarak görece bilimsel temele dayandırılarak tanımlanırken, bir başka tanımlama tamamen ruhsal açıklamalarla yapılabilir. Temelde aynı kavramdan bahsediliyor olsa da bakış açıları ve kültürel farklılıklar nedeniyle tanımlamalar da değişiklik göstermektedir. Bunun bir başka nedeni de, duyular haricinde elde edilen (deneyimlenen) bilginin kelimelere dökülmesindeki zorluktur. Yoga, deneyim üzerine kurulu bir sistemdir ve bu sebeple de sözcükler yoluyla anlatımı her zaman yetersiz kalır.
Çakraların değişik kültürlerde farklı şekillerde sembolize edildiğinden ve önemli olanın kişinin kendi deneyimi olduğundan bahsettik. Burada, çakraların yoga bağlamındaki sembollerinden ve yöntemlerinden bahsetmekteyiz. Pek çok Hint sisteminde olduğu gibi yogada da çakralar lotus çiçeğiyle sembolize edilir. Bu çiçeğin temsili olarak kullanılması anlamlıdır; kişinin tinsel yaşamdaki evrelerini sembolü olan lotusun varoluşu da bu evrelerle benzerlikler taşır: Çiçeğin tıpkı çamurda doğup, suda büyüyerek güneş ışığına ve havaya ulaşması gibi, kişinin bilgisizlikten çıkıp kendi istek ve çabasıyla aydınlanmaya varması bu şekilde simgelenmiştir.
Çakra sıralaması aşağıdan yukarı doğrudur. Çeşitli renklerle ve sembollerle betimlenir. Kimi sistemlerde gül ile simgelense de burada, lotus sembolüne yer verildi. Her bir ana çakra belirli bir renkte ve belirli sayıda taç yaprak ile temsil edilir.
(yoga rehberi com dan alıntıdır)
MEDİTASYON Nedir? Nasıl Yapılır?
Meditasyon günümüzde gittikçe artışa geçen, kişinin derin düşünmesini sağlayan iç huzuru, dingin bilinç hallerini elde etmesi ve öz varlığına ulaşması için kullanılan bir bilinçli odaklanma tekniğidir.
Zihni sakinleştirip Evrensel kaynağa bağlanmak meditasyonun temel amaçlarından biridir.
Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Herbert Benson, meditasyonun insanın sağlığını daha iyiye götürerek, meditasyon sırasındaki fizyolojik değişimleri şu şekilde sıralıyor.
"Meditasyon yapanların kalp atışı, ortalama dakikada üç atış azalır.
Solunum sayısı azalır.
Bedenin oksijen tüketimi %20 kadar azalabilir.
Kandaki laktik asit miktarı düşer ki bu da sinir krizlerini önler.
Tansiyon normal düzeyini korur.
Dr. Benson, meditasyona başlarken yüksek olan tansiyonun meditasyonla düştüğünü göstermiştir.
Düzenli meditasyon yapmanın faydaları sayamayacağımız kadar çoktur. En önemli faydalarından biri olumlu düşünmeye zemin hazırlar. Çünkü meditasyon sırasında kişi sakin – dingin ve huzurludur, evrenin doğalenerjisini almaya çok açıktır. Bunun dşında düzenli meditasyon yapan kişinin stres, gerginlik, vb. zihinsel sorunlara karşı dayanıklılığı artar. Konsantrasyon yeteneği artar. Zihnindeki karmaşık, duygu ve düşünceleri düzene girer. Özgüveni, iş ve yaratıcı gücü gelişir.
Pozitif düşünce yönü kuvvetlenir. Enerjisi artar. Ruh – beden ve zihin ayrılmaz ve birbirinden bağımsız çalışmayan üçlü bir gruptur. Zihinde ki her olumlu düşünce – sakinlik ruha yansır, ruhtakiler ise bedene yansır. Bu anlamda medistasyonun hastalıkları önleme de destekleyici olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Pozitif düşünce yönü kuvvetlenir. Enerjisi artar. Ruh – beden ve zihin ayrılmaz ve birbirinden bağımsız çalışmayan üçlü bir gruptur. Zihinde ki her olumlu düşünce – sakinlik ruha yansır, ruhtakiler ise bedene yansır. Bu anlamda medistasyonun hastalıkları önleme de destekleyici olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
MEDİTASYON NASIL YAPILIR?
Meditasyona başlamadan önce kendinizi huzurlu, rahat hissedeceğiniz bir ortam belirlemelisiniz. Meditasyon yapacağınız ortamın dağınık olmamasına özen göstermelisiniz. Benim sizlere tavsiyem meditasyon sırasında sakinleştirici bir muzik, tütsü ve mum kullanmanız.
Rahat edeceğiniz bir pozisyon belirledikten sonra zihninizi susturmalısınız.
Zihin Nasıl Susturulur?
Herşeyde olduğu gibi öncelikle “an”da olmaya niyet etmelisiniz.
“Şuan tamamiyle “an”dayım. Zihnimden geçen tüm düşünceleri durduruyorum, şu an sadece bedenime odaklanıyorum” diyerek zihninizi susturmaya başlayabilirsiniz. Daha sonra gözlerinizi kapatın, en az 3 defa burundan ağır, derin ve sessiz nefesler alın ve yine sessiz ve ağır şeklide ağzınızdan verin. Nefes alıp verirken yine
“Şu an tamamiyle “an”dayım. Zihnimden geçen tüm düşünceleri durduruyorum, şu an sadece bedenime odaklanıyorum” cümlesini tekrarlayın.
Bu sırada zihninize bazı görüntüler gelebilir veya kendinizi tamamiyle boşlukta hissedebilirsiniz. Sadece o görüntülere veya o boşluğa odaklanın. İşte şuan “an”dasınız.
Artık meditasyona başlayabilirsiniz.
Tüm bedeninizi, kollarınızı, omuzlarını serbest bırakın ve kendinize
“şu an tamamiyle akıştayım, bedenimde birikmiş tüm negatif enerjileri ve yükleri serbest bırakıyorum” cümlesini meditasyon boyunca tekrarlayın.
İdeal bir meditasyon süresi 15 ile 30 dakika arasındadır. Meditasyonu sonlandırmaya karar verdiğiniz de kollarınızı havaya kaldırın ve kocaman bir gülümseme yollayın evrene...
Benim size anlattığım genel bir arınma meditasyonudur. Meditasyon yapmanın amacı bireyden bireye değişebilir.
Sevgilerimle...
(blog milliyet com tr den alıntıdır)
0 yorum:
Lütfen yorum yapınız